Bir sağlık kuruluşunda yapılan tıbbi müdahale sonucunda hastanın bitkisel hayata girmesi üzerine açılan tam yargı davasında, Danıştay'ın 'hastanın kalp-akciğer makinesine geç bağlanıp bağlanmadığının ve bunun sonuca etkisinin araştırılması gerektiği' yönündeki bozma kararına rağmen, ATK Genel Kurulu'nun bu hususları tartışmayan bir rapor düzenlemesi, Anayasa Mahkemesi'nin 2016/1499 sayılı Görkem Çakmak kararında hangi hakkın ihlali olarak değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98994

Anayasa Mahkemesi, bu durumu Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan 'kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı'nın usul boyutunun ihlali olarak değerlendirmiştir. Karara göre, devletin bu hakka ilişkin pozitif yükümlülüğü, tıbbi ihmal iddialarını ele alan etkili bir yargısal sistem kurmayı ve bu sistemin makul bir özen ve derinlikle çalışmasını sağlamayı gerektirir. Somut olayda, Danıştay'ın bozma kararında işaret ettiği ve davanın esası için kritik öneme sahip olan 'makineye geç bağlanma' ve 'kan akışının klemlerle kesilmesi' gibi iddiaların, bozma sonrası alınan ATK Genel Kurul raporunda hiç tartışılmaması ve derece mahkemesinin de bu eksik rapora dayanarak hüküm kurması, yargılamanın Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte yapılmadığı anlamına gelmektedir. Esaslı iddiaların karşılanmaması, etkili bir yargısal denetim yapılmadığını gösterir ve bu da kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının usul yükümlülüğünün ihlalidir.