Bir avukatın, müvekkili adına haciz mahallinde bulunması sırasında, borçlunun hem icra memuruna hem de avukata karşı cebir uygulaması durumunda, avukata yönelik eylem 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu kapsamında nasıl değerlendirilir? Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararları arasındaki farklı yaklaşımları analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98949

Bu konuda Yargıtay kararları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Metinde atıf yapılan Yargıtay 5. CD - 2014/12783 sayılı kararda, haciz uygulamasının sadece icra memurunun görevi olduğu, avukatın görevi kapsamına girmediği belirtilerek avukata yönelik eylemin görevi yaptırmamak için direnme değil, sadece 'kamu görevi nedeniyle kasten adam yaralama' suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Ancak, metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 sayılı daha güncel kararında ise farklı bir sonuca varılmıştır. CGK, avukatların TCK m. 6/1-d kapsamında 'yargı görevi yapan kişi' olduğunu ve haciz işlemlerini takip etmelerinin Avukatlık Kanunu m. 35 uyarınca adli bir işlem olduğunu kabul ederek, bu görev sırasında avukata karşı gerçekleştirilen eylemin TCK m. 265/2'de düzenlenen 'yargı görevi yapan kişilere karşı' işlenen nitelikli görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturacağına hükmetmiştir. Bu durum, CGK'nın avukatın haciz mahallindeki rolünü daha geniş yorumlayarak TCK m. 265 kapsamında koruma altına aldığını göstermektedir.