Delil tespiti dosyası kapsamında alınan bir bilirkişi raporuna taraflardan birinin itiraz etmemesi, o raporun asıl davada 'kesin delil' niteliği kazanmasına yol açar mı? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/5944 E., 2016/3155 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.
Hayır, delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi, raporun asıl davada kesin delil niteliği kazanmasına yol açmaz. Yargıtay'ın anılan kararında da belirtildiği gibi, HMK'da delil tespiti yoluyla alınan rapora belirli bir sürede itiraz edilmemesi halinde kesinleşeceğine veya aleyhine tespit yapılan kişi hakkında kesin delil olacağına dair bir düzenleme yoktur. Delil tespiti raporu, takdiri bir delildir. Taraflar, asıl davanın yargılaması sırasında, hüküm verilinceye kadar bu rapora itiraz edebilirler. Mahkeme de bu raporu, diğer delillerle birlikte HMK m. 282 uyarınca serbestçe değerlendirir. Hakim, raporu yetersiz veya çelişkili bulursa yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Dolayısıyla, tespit raporu bağlayıcı değil, aydınlatıcı bir araçtır.