Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3257 E., 2015/1744 K. sayılı kararında, alkollü araç kullanan kişiyi kurtarmak amacıyla aracı kendisinin kullandığını söyleyen sanığın eylemini 'suç üstlenme' (TCK m. 270) yerine 'suçluyu kayırma' (TCK m. 283) olarak nitelendirmesinin hukuki gerekçesi nedir?
Bu karardaki temel hukuki gerekçe, iki suç arasındaki ayrımın doğru yapılmasıdır. 'Suç üstlenme' (TCK m. 270), failin işlemediği bir suçu 'kendisinin işlediğini' yetkili makamlara bildirmesiyle oluşur ve fail, o suçun sanığı/şüphelisi haline gelir. 'Suçluyu kayırma' (TCK m. 283) ise, bir başkasının işlediği suçtan dolayı yakalanmasını, yargılanmasını engellemek için ona imkan sağlamaktır; burada fail suçu kendi üzerine almaz. Yargıtay'ın kararında sanık, alkollü araç kullanma suçunu işleyen gerçek failin soruşturulmasını engellemek amacıyla 'aracı ben kullanıyordum' demiştir. Bu beyan, görünüşte bir suç üstlenme gibi dursa da asıl amaç ve sonuç, gerçek suçlu olan D.Ö.'nün araştırma ve yakalanmadan kurtulması için 'imkan sağlamak'tır. Sanık, bu yolla gerçek faili adli makamların takibinden kaçırmaktadır. Yargıtay, eylemin asıl niteliğinin gerçek suçluyu korumak ve adli takibattan kurtarmak olduğunu değerlendirerek fiilin TCK m. 283 kapsamına girdiğine karar vermiştir. Bu, suçların altında yatan asıl niyeti ve sonucu esas alan bir yorumdur.