Tıbbi ihmal iddiasıyla açılan bir tam yargı davasında, ATK raporunun Danıştay tarafından yetersiz bulunarak belirli eksikliklerin giderilmesi için bozulmasına rağmen, bozma sonrası alınan yeni ATK raporunun bu eksiklikleri gidermemesi ve eski raporu tekrar etmesi durumunda, bu yeni rapora dayanılarak davanın reddedilmesi hangi anayasal hakkın ihlaline yol açar?
Bu durum, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan 'kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı'nın usul boyutunun ve Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı kapsamındaki 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlaline yol açar. Devletin, 17. madde kapsamındaki pozitif yükümlülüğü, tıbbi ihmal iddialarını etkili bir şekilde soruşturacak ve uyuşmazlıkları özenle çözecek bir yargısal sistem kurmayı gerektirir. Mahkemenin, kanun yolu merciince (Danıştay) yetersiz bulunan ve somut sorulara cevap vermesi istenen bir rapora rağmen, aynı nitelikteki yeni bir rapora dayanarak ve başvurucuların davanın esasını etkileyen iddialarını (örneğin hastanın makineye geç bağlanıp bağlanmadığı) karşılamadan karar vermesi, yargılamanın Anayasa'nın gerektirdiği özen ve derinlikte yapılmadığını gösterir. Anayasa Mahkemesi, Görkem Çakmak ve Diğerleri (B. No:2016/1499) kararında, tam da bu gerekçelerle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. (Kaynak: Tıbbi İhmal ve Hekim Kusuru)