Haciz mahallinde icra memuruna ve alacaklı vekiline karşı cebir kullanılması durumunda, faillerin cezai sorumluluğu TCK m.265 açısından nasıl farklılaşır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki içtihadı nedir?
İcra memuru, haciz işlemini yürüten kamu görevlisi olduğundan, ona karşı görevinin yapılmasını engellemek amacıyla kullanılan cebir veya tehdit, TCK m.265/1 kapsamında görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturur. Alacaklı vekili avukatın durumu ise tartışmalıdır. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Karar: 2020/38), avukatların TCK m.6/1-d kapsamında 'yargı görevi yapan' kişilerden olduğunu ve haciz mahallinde müvekkili adına bulunmasının Avukatlık Kanunu m.35 uyarınca adli bir işlem olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle, haciz sırasında alacaklı vekili avukata karşı görevinin engellenmesine yönelik gerçekleştirilen fiillerin, TCK m.265/2'de düzenlenen 'yargı görevi yapan kişilere karşı' işlenen ve daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali oluşturduğuna karar vermiştir. Dolayısıyla, aynı olayda icra memuruna direnen fail m.265/1'den, avukata direnen fail ise m.265/2'den sorumlu tutulacaktır. (Kaynak: Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu (Mukavemet) Nedir? (TCK m.265))