TBK m. 19'a göre, bir sözleşmenin yorumlanmasında tarafların kullandıkları sözcükler mi, yoksa onların gerçek ve ortak iradeleri mi esas alınır? Bu ilkenin muvazaalı işlemlere etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98549

TBK m. 19, 'güven teorisi' ve 'irade teorisi' arasında bir denge kurarak, sözleşmenin yorumunda tarafların 'gerçek ve ortak iradelerinin' esas alınacağını hükme bağlar. Tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaz. Bu ilke, muvazaalı (danışıklı) işlemlerin temelini oluşturur. Muvazaalı bir işlemde taraflar, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla görünürde bir işlem yaparlar ancak kendi aralarında geçerli olmasını istedikleri asıl niyetleri (gizli işlem) farklıdır. TBK m. 19 uyarınca, taraflar arasında geçerli olan, onların gerçek ve ortak iradelerini yansıtan gizli işlemdir. Görünürdeki işlem ise, iradeleri yansıtmadığı için kural olarak hükümsüzdür. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, iyi niyetli üçüncü kişileri korumak amacıyla, borçlunun, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanan iyi niyetli üçüncü kişiye karşı işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamayacağını belirtir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borc-iliskisinin-kaynaklari/)