TCK m. 273/1-a, bir kişinin kendisinin veya belirli yakınlarının soruşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususta yalan tanıklıkta bulunmasını bir cezada indirim veya cezasızlık nedeni olarak düzenlemiştir. Bu hükmün temelinde yatan ceza hukuku ilkesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98544

Bu hükmün temelinde, ceza muhakemesi hukukunun evrensel ilkelerinden biri olan 'nemo tenetur se ipsum accusare' yani 'hiç kimsenin kendisini veya yakınlarını suçlamaya zorlanamayacağı' ilkesi yatmaktadır. Bu ilke, Anayasa'nın 38. maddesinde de güvence altına alınmıştır. Kanun koyucu, bir kişinin kendisini veya en yakınlarını (üstsoy, altsoy, eş, kardeş) cezai bir yaptırımdan korumak için gerçeğe aykırı beyanda bulunma eğiliminin insani bir içgüdü olduğunu ve bu durumda kişinin kusur yeteneğinin azaldığını kabul etmiştir. Bu nedenle, bu tür bir yalan tanıklığı, mutlak bir cezasızlık sebebi olarak değil, hâkimin takdirine bağlı olarak 'cezada indirim yapılabileceği' veya 'ceza vermekten vazgeçilebileceği' bir şahsi sebep olarak düzenlemiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)