Bir hukuki işlemde 'yanılma' (hata) ile 'aldatma' (hile) arasındaki temel fark nedir? Yanılmanın esaslı sayılmadığı bir durumda, aldatmanın varlığı sözleşmenin geçerliliğini etkiler mi?
Yanılma (hata), bir tarafın kendi iradesiyle, dış bir etken olmaksızın gerçeğe aykırı bir tasavvura düşmesidir. Aldatma (hile) ise, bir tarafın, diğer tarafı kasten yanıltıcı davranışlarla (yalan söyleme, bilgi gizleme vb.) sözleşme yapmaya yöneltmesidir. Temel fark, aldatmada karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin 'kasıtlı' bir eyleminin bulunmasıdır. TBK m. 30'a göre, sözleşmenin yanılma nedeniyle iptal edilebilmesi için yanılmanın 'esaslı' olması gerekir. Oysa aldatma durumunda, TBK m. 36 uyarınca, aldatılan tarafın düştüğü 'yanılma esaslı olmasa bile' sözleşmeyle bağlı değildir. Yani, aldatma, esaslı olmayan yanılmaları dahi iptal sebebi haline getirir. Aldatmanın varlığı, iradeyi sakatlayan daha ağır bir durum olarak kabul edildiğinden, yanılmanın esaslı olup olmadığına bakılmaksızın sözleşmenin iptali hakkını doğurur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borc-iliskisinin-kaynaklari/)