İşçinin 'ulaşılamama hakkı' (bağlantıyı kesme hakkı) Türk hukukunda pozitif bir norm olarak düzenlenmiş midir? Eğer değilse, bu hak hangi temel hukuki ilke ve düzenlemelerden türetilmektedir?
Hayır, işçinin 'ulaşılamama hakkı' Türk hukukunda henüz pozitif bir kanun maddesi olarak açıkça düzenlenmemiştir. Ancak bu hak, mevcut temel hukuki ilke ve düzenlemelerden türetilmektedir. Bu dayanaklar şunlardır: 1) Anayasal Haklar: Anayasa m. 50'de düzenlenen 'dinlenme hakkı' ve m. 20'de düzenlenen 'özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı'. 2) 4857 sayılı İş Kanunu: Çalışma sürelerini (m. 63) ve ara dinlenmelerini (m. 68) düzenleyen emredici hükümler. Bu süreler dışında işçinin çalışma borcu yoktur. Ayrıca işverenin 'işçiyi gözetme borcu' da bu hakkın temelidir. 3) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 417'de düzenlenen işverenin işçinin kişiliğini koruma yükümlülüğü. 4) Kişilik Haklarının Korunması: Türk Medeni Kanunu'nun 23, 24 ve 25. maddeleri. İşçinin dinlenme saatlerinde sürekli ulaşılabilir olmaya zorlanması, bu temel hak ve borçlara aykırılık oluşturduğu için 'ulaşılamama hakkı' doktrin ve yargı kararlarıyla geliştirilen bir kavramdır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/iscinin-ulasilamama-hakki/)