TBK m. 81 uyarınca, 'hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey' geri istenemez. Bu kuralın (namus borcu) arkasındaki mantık nedir ve hâkimin bu durumda bir takdir yetkisi var mıdır?
Bu kural, Roma Hukukundan gelen 'in pari turpitudine melior est condicio possidentis' (her iki tarafın da durumu ahlaka aykırı ise, elinde bulunduranın durumu daha iyidir) ilkesine dayanır. Kuralın arkasındaki mantık, hukukun, ahlaka aykırı bir amaç için işlem yapan kişiyi korumamasıdır. Örneğin, bir suçu işlemesi için birine verilen rüşvet veya kumar borcunun ödenmesi gibi durumlarda, veren kişi bu parayı sebepsiz zenginleşme davasıyla geri isteyemez. Çünkü kendisi de hukuka/ahlaka aykırı bir amacın parçasıdır. Ancak, TBK m. 81'in ikinci cümlesi hâkime önemli bir takdir yetkisi tanımıştır: 'Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.' Bu hüküm, ahlaka aykırı amaçla verilen şeyin haksız olarak zenginleşende kalmasını önlemek ve kamu yararını gözetmek amacıyla getirilmiştir. Hâkim, somut olayın özelliklerine göre, geri istenemeyen bu değerin Devlete intikaline karar verebilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/tbk-borc-iliskisinin-kaynaklari/)