Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanması, Anayasa'da güvence altına alınan 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesine aykırılık teşkil eder mi? TCK m. 60'ın gerekçesi bu konuyu nasıl açıklamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98411

Hayır, aykırılık teşkil etmez. 'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi (Anayasa m. 38), bir suçtan dolayı ancak o suçu işleyen gerçek kişinin cezai olarak sorumlu tutulabileceğini, bir başkasının fiilinden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağını ifade eder. Bu ilke gereği tüzel kişilere 'ceza' (hapis, adli para cezası) verilemez. Ancak TCK m. 60'da düzenlenen 'iznin iptali' ve 'müsadere' gibi yaptırımlar, ceza değil, 'güvenlik tedbiri' niteliğindedir. TCK m. 60'ın gerekçesinde de bu ayrım vurgulanarak, şahsilik ilkesinin, işlenen suç dolayısıyla özel hukuk tüzel kişileri hakkında güvenlik tedbiri niteliğinde yaptırımlara hükmedilmesine engel olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu tedbirler, tüzel kişiliği cezalandırmak yerine, suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan elde edilen yararları ortadan kaldırmayı ve tüzel kişiliğin yeni suçlar için bir araç olarak kullanılmasını önlemeyi amaçlar. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-60-tuzel-kisiler-hakkinda-guvenlik-tedbirleri.html)