Bir mahkeme kararının gerekçesinin yetersiz olması, CMK m. 32 (Zabıt Kâtibinin Reddi veya Çekinmesi) ile nasıl bir ilişki içinde olabilir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2006/12817 E. sayılı kararında bu konuda nasıl bir bağlantı kurulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98401

İlk bakışta doğrudan bir bağlantı olmasa da, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2006/12817 E., 2010/7690 K. sayılı kararında, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması eleştirilirken Anayasa'nın 141. ve CMK'nın 230. maddelerinin yanı sıra CMK m. 32'ye de muhalefet edildiği belirtilmiştir. Bu atfın nedeni, zabıt kâtibinin görevinin sadece söylenenleri yazmaktan ibaret olmamasıdır. Zabıt kâtibi, duruşma tutanağının usulüne uygun, eksiksiz ve açık bir şekilde tutulmasından sorumludur. Gerekçeli kararın dayanağını oluşturan duruşma safahatı, delillerin tartışılması, beyanlar gibi unsurların yer aldığı tutanakların düzenlenmesi, hâkimin yardımcısı olarak kâtibin görevidir. Yetersiz bir gerekçe, çoğu zaman dayanağını aldığı duruşma sürecinin ve tutanakların da eksik veya özensiz tutulduğuna işaret edebilir. Yargıtay'ın bu atfı, zabıt kâtibinin de adil ve gerekçeli bir yargılamanın usuli bir parçası olduğu, onun görevini düzgün yapmamasının da gerekçeli karar hakkının ihlaline zemin hazırlayabileceği şeklinde yorumlanabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-32-zabit-katibinin-reddi-veya-cekinmesi.html)