Dava zamanaşımının 'durması' ile 'kesilmesi' arasındaki farkı birer örnekle açıklayınız. Zamanaşımının kesilmesi durumunda ortaya çıkan 'uzamış (olağanüstü) zamanaşımı' süresi nasıl hesaplanır?
Durma (TCK m. 67/1), zamanaşımı süresinin işlemesini geçici olarak durduran bir engeldir. Engel ortadan kalktığında, süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Önceki işleyen süre yanmaz. Örnek: Bir milletvekili hakkında soruşturma yapılabilmesi için dokunulmazlığının kaldırılması gerekiyorsa, bu süreçte zamanaşımı durur. Kesilme (TCK m. 67/2) ise, kanunda sayılan bir adli işlemin yapılmasıyla o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresini tamamen sıfırlar ve sürenin en baştan yeniden işlemeye başlamasına neden olur. Örnek: Şüphelinin savcı tarafından ifadesinin alınması zamanaşımını keser ve süre o gün yeniden başlar. 'Uzamış (olağanüstü) zamanaşımı' ise, kesilme halinde devreye giren bir üst sınırdır. TCK m. 67/4'e göre, kesilme halinde zamanaşımı süresi, ilgili suç için kanunda belirlenen asli zamanaşımı süresinin 'en fazla yarısına kadar uzar'. Örneğin, asli zamanaşımı süresi 8 yıl olan bir suçta, kesilme olsa bile, bu süre en fazla 8 + (8/2) = 12 yıl olabilir. Suç tarihinden itibaren 12 yıl geçtiğinde, arada kaç tane kesme sebebi olursa olsun dava zamanaşımından düşer. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/dava-ceza-zamanasimi-tck-66-68-madde/)