5237 sayılı TCK m. 22/6'daki şahsi cezasızlık sebebinin uygulanması için, fail ile mağdurun 'aynı aileden olma ilişkisi' arandığı belirtilmektedir. Bu 'aile' kavramı, Medeni Kanun'daki üstsoy-altsoy gibi sınırlı bir akrabalığı mı, yoksa daha geniş bir sosyolojik ilişkiyi mi ifade eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98343

Bu 'aile' kavramı, Medeni Kanun'daki sınırlı akrabalık tanımlarından daha geniş, sosyolojik bir ilişkiyi ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/228 K. sayılı kararının analizinde belirtildiği gibi, yasa koyucu belirli bir akrabalık derecesi (örn. üstsoy, kardeş) yerine bilinçli olarak 'ailevi durum' kavramını tercih etmiştir. Bu, sadece kan bağına değil, fiili ve toplumsal gerçekliğe de önem verildiğini gösterir. Dolayısıyla, hakim, sadece nüfus kayıtlarına bakarak değil, somut olayın özelliklerine göre bir değerlendirme yapmalıdır. Birlikte yaşayan, birbirine ekonomik ve manevi olarak destek olan, aralarında güçlü bir bağlılık bulunan kişiler (örneğin, evlatlık olmasa da birlikte yaşayan ve birbirini aile olarak gören kişiler) 'aile' olarak kabul edilebilirken, kan bağı olmasına rağmen aralarında hiçbir fiili veya manevi bağ kalmamış kişiler (örn. yıllardır görüşmeyen ve husumetli kardeşler) bu kapsamda değerlendirilmeyebilir. Önemli olan, fail ile mağdur arasında fiilen yaşanan ve 'ortak bir aile hayatı' olarak nitelendirilebilecek bir ilişkinin varlığıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)