5237 sayılı TCK m. 273, yalan tanıklık suçunda, tanıklıktan çekinme hakkı olan kişinin, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan tanıklık yapması halinde cezada indirim veya cezasızlık öngörürken, bu hükmün 'özel hukuk uyuşmazlıkları' kapsamında yapılan yalan tanıklıkta uygulanmayacağını belirtmiştir. Bu istisnanın nedeni ne olabilir?
Bu istisnanın nedeni, ceza yargılaması ile özel hukuk yargılaması arasındaki temel farklar ve tanığın konumuyla ilgilidir. 1) Yaptırımın Ağırlığı: Ceza yargılamasında yalan tanıklık, bir kişinin hürriyetini kaybetmesine, yani çok ağır bir sonuca yol açabilir. Bu nedenle, ceza yargılamasındaki tanığın üzerindeki baskı ve sorumluluk daha fazladır ve usuli güvenceler daha sıkı uygulanır. 2) Taraf İradelerinin Rolü: Özel hukuk uyuşmazlıkları, büyük ölçüde tarafların iradelerine tabidir. Taraflar, genellikle kendi tanıklarını kendileri belirler ve mahkemeye sunarlar. Tanıklar, çoğu zaman taraflardan birinin lehine tanıklık yapma beklentisiyle dinlenir. 3) Nemo Tenetur İlkesinin Kapsamı: Ceza yargılamasında, tanığın kendisini veya yakınını suçlayıcı beyanda bulunmaktan kaçınma hakkı (nemo tenetur), temel bir savunma hakkıdır. Özel hukuk uyuşmazlıklarında ise, bu ilkenin uygulama alanı daha dardır. Kanun koyucu, özel hukuk uyuşmazlıklarındaki yalan tanıklığın sonuçlarının, ceza yargılamasındaki kadar ağır olmadığını ve buradaki tanıklığın daha çok tarafların menfaat çatışması ekseninde şekillendiğini düşünerek, ceza yargılamasına özgü bu koruyucu hükmü özel hukuk alanı için uygulamamayı tercih etmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)