5237 sayılı TCK m. 290/2, hacizli malın yedieminden hileyle alınması halinde 'dolandırıcılık' suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtmektedir. Bu durumda, dolandırıcılık suçunun unsurlarından olan 'yarar sağlama' unsurunun, malın sahibi olan fail açısından gerçekleştiği söylenebilir mi? Bu unsur nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98300

Evet, bu durumda 'yarar sağlama' unsurunun gerçekleştiği kabul edilir. Her ne kadar fail, zaten mülkiyeti kendisine ait olan bir malı ele geçirse de, dolandırıcılık suçundaki 'yarar' kavramı sadece mülkiyetin kazanılması anlamına gelmez. Hukuka aykırı herhangi bir ekonomik veya fiili menfaat de 'yarar' olarak kabul edilir. Hacizli bir mal, alacaklının alacağının güvencesi olarak kamu otoritesi tarafından muhafaza altına alınmıştır ve mal sahibinin bu mal üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmıştır. Fail, hileli davranışlarla bu malı yedieminden teslim alarak, mal üzerinde kısıtlanmış olan 'tasarruf yetkisini' yeniden ve hukuka aykırı bir şekilde elde etmiş olur. Alacaklının güvencesini ortadan kaldırarak, borcunu ödemekten kurtulma veya malı üçüncü kişilere satma imkanına kavuşur. İşte bu 'tasarruf yetkisinin yeniden kazanılması' ve 'malın alacaklının takibinden kurtarılması', fail açısından hukuka aykırı bir 'yarar' olarak kabul edilir ve dolandırıcılık suçunun unsuru bu şekilde tamamlanmış olur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tck-madde-290...)