5237 sayılı TCK m. 22/6'daki şahsi cezasızlık sebebinin uygulanabilmesi için, taksirli hareket sonucu ortaya çıkan neticenin 'artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede' faile mağduriyet yaratması gerekir. Bu 'derece'nin takdirinde hakim hangi unsurları göz önünde bulundurmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98294

Bu 'derece'nin takdiri, hakimin somut olayın tüm koşullarını bir bütün olarak değerlendirmesini gerektiren bir vicdani kanaat sürecidir. TCK m. 22/6'nın gerekçesinde de belirtildiği gibi, hakim bu takdiri kullanırken özellikle şu unsurları göz önünde bulundurmalıdır: 1) Mağduriyetin Ağırlığı: Failin yaşadığı manevi ızdırabın ve vicdan azabının derinliği. Evladını kaybeden bir annenin ızdırabı ile daha uzak bir akrabasını kaybedenin ızdırabı aynı derecede olmayabilir. 2) Failin Ekonomik Durumu: Cezanın infazının, faili ve bakmakla yükümlü olduğu diğer aile bireylerini (örneğin diğer çocuklarını) yoksulluğa düşürüp düşürmeyeceği. 3) Ailenin Genel Durumu: Cezanın, suçtan zaten zarar görmüş olan ailenin bütünlüğünü daha da sarsıp sarsmayacağı. Cezalandırmanın, toplumsal bir yarar sağlamak yerine, zaten parçalanmış bir aileyi tamamen dağıtma riski taşıyıp taşımadığı. 4) Failin Kusur Derecesi: Failin taksirinin basit bir dikkatsizlik mi, yoksa daha ağır bir ihmal mi olduğu. Kusur ne kadar hafifse, cezasızlık kararı verilmesi o kadar hakkaniyete uygun olabilir. Hakim, bu ve benzeri tüm unsurları tartarak, ceza vermenin artık 'amacını aşan bir eziyete' dönüşüp dönüşmeyeceğine karar verir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)