5237 sayılı TCK m. 167/1'de belirtilen akrabalık ilişkisi (üstsoy-altsoy, eş vb.) malvarlığı suçunda şahsi cezasızlık sebebi iken, m. 167/2'de belirtilen akrabalık ilişkisi (aynı konutta yaşamayan kardeş, amca, dayı vb.) neden sadece cezada indirim ve şikayet şartı getiren bir sebep olarak düzenlenmiştir? Bu ayrımın ardındaki mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98289

Bu ayrımın ardındaki mantık, aile bağlarının yakınlık derecesi ve bu bağların toplum nezdindeki algısıdır. Kanun koyucu, TCK m. 167/1'de sayılan ve 'çekirdek aile' olarak nitelendirilebilecek en yakın aile bireyleri (anne-baba-çocuk, karı-koca) arasındaki malvarlığına ilişkin uyuşmazlıkları, ceza hukukunun tamamen dışında tutmayı tercih etmiştir. Bu ilişkilerdeki mal ayrılığının belirsizliği, ortak yaşamın getirdiği iç içe geçmişlik ve bu tür bir olayın ceza davasına konu edilmesinin aile birliğini daha da sarsacağı düşüncesi, bu mutlak cezasızlık halinin temelini oluşturur. TCK m. 167/2'de sayılan akrabalar ise, daha uzak bir aile çevresini temsil eder. Bu ilişkilerde, malvarlıkları genellikle daha belirgin bir şekilde ayrıdır. Kanun koyucu, bu durumda fiili tamamen cezasız bırakmak yerine, bir orta yol bulmuştur: 1) Şikayet Şartı: Olayın yargıya taşınıp taşınmamasını mağdurun iradesine bırakmıştır. Mağdur şikayetçi olmazsa, devlet re'sen müdahale etmez. 2) İndirim Sebebi: Eğer şikayet olursa, akrabalık ilişkisinin varlığını yine de bir miktar dikkate alarak, faile verilecek cezada indirim yapılmasını öngörmüştür. Bu, aile bağlarının derecesine göre kademeli bir yaptırım politikası izlendiğini göstermektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)