İşverenin, işçinin 'ulaşılamama hakkı'nı ihlal ederek sürekli mesai dışı iletişim kurması, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 13. maddesinde düzenlenen 'çalışmaktan kaçınma hakkı'nı doğurur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98287

Doğrudan ve her durumda doğurmaz, ancak belirli koşullar altında bu hak kullanılabilir. 6331 sayılı Kanun m. 13, çalışmaktan kaçınma hakkını, işyerinde 'ciddi ve yakın bir tehlike' ile karşı karşıya kalan işçilere tanır. İşverenin mesai dışı iletişim talepleri, tek başına genellikle bu nitelikte bir tehlike olarak görülmez. Ancak, bu ihlalin sürekli, sistematik ve baskıcı bir hal alması, işçinin sağlığı üzerinde ciddi bir 'psiko-sosyal risk' oluşturması, örneğin mobbing boyutuna varması, tükenmişlik sendromu (burnout) gibi tıbben teşhis edilebilir bir sağlık sorununa yol açması veya bu riski taşıması durumunda, artık 'ciddi ve yakın bir tehlike'den bahsedilebilir. Bu durumda işçi, önce iş sağlığı ve güvenliği kuruluna veya işverene başvurarak durumun düzeltilmesini isteyebilir. Tehlike devam ederse, çalışmaktan kaçınma hakkını kullanması hukuken savunulabilir hale gelir. Yani, hakkın doğması ihlalin yoğunluğuna ve işçinin sağlığı üzerindeki somut etkisine bağlıdır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/iscinin-ulasilamama-hakki/)