Bir işçinin fazla çalışma alacağı davasında, dinlenen tanıkların davacıyla aynı dönemde çalışmamış olması veya çalışma şartlarını bilmemesi, beyanlarının delil değerini nasıl etkiler?
Bu durum, tanıkların beyanlarının delil değerini tamamen ortadan kaldırır veya büyük ölçüde zayıflatır. Fazla çalışma iddiasının ispatında tanık beyanının geçerli olabilmesi için temel koşul, tanığın 'görgüye dayalı bilgisinin' olmasıdır. Yani, tanığın, davacının çalışma düzenini, mesaiye kalıp kalmadığını, hangi saatler arasında çalıştığını bizzat görmüş ve bilmiş olması gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2020/8130 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, tanığın davacıyla aynı dönemde çalışmış olması esastır. Davacının işten ayrılmasından sonra işe giren veya davacı işe girmeden önce ayrılmış olan bir tanığın, davacının çalışma koşulları hakkında vereceği bilgi, görgüye değil, duyuma veya tahmine dayanır ve bu tür beyanlara hukuk mahkemesi itibar etmez. Dolayısıyla, tanığın beyanının delil olarak kabul edilebilmesi için, tanıklık ettiği dönemin davacının çalışma dönemiyle örtüşmesi zorunludur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/tazminat-hukuku/fazla-calisma-mesai-ucreti-nedir.html)