5199 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yapılan değişiklikle getirilen ötanazi tedbirinin, 'bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan' köpekler için uygulanması, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile nasıl bir paralellik göstermektedir? Bu durum, yeni düzenlemenin tamamen yeni bir yetki mi getirdiği, yoksa mevcut bir yetkiyi mi teyit ettiği sorusunu nasıl yanıtlar?
Bu hüküm, 5996 sayılı Kanun ile önemli bir paralellik göstermektedir ve mevcut bir yetkiyi 5199 sayılı Kanun özelinde teyit etmektedir. 5996 sayılı Kanun, genel olarak hayvan sağlığını ve dolayısıyla insan (halk) sağlığını korumayı amaçlar. Bu kanun çerçevesinde, kuduz gibi tehlikeli ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla, hasta hayvanların itlaf edilmesi (öldürülmesi) zaten öngörülen bir tedbirdir. 5199 sayılı Kanun'a bu hükmün eklenmesi, hayvanları koruma alanında da bu genel halk sağlığı kuralının geçerli olduğunu açıkça belirtmektedir. Yani, tedavi edilemeyen ve diğer hayvanlar veya insanlar için bulaşma riski taşıyan bir hastalığı olan bir köpeğin yaşamına son verilmesi, tamamen yeni bir yetki getirmekten çok, zaten var olan bir kamu sağlığı tedbirinin, Hayvanları Koruma Kanunu sistematiği içine yerleştirilmesi ve bu kanun açısından da meşru bir istisna olduğunun teyit edilmesi anlamına gelir. Değişiklik, bu konuda ortaya çıkabilecek bir normlar çatışması ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hayvanlari-koruma-kanununun-13-maddesinde-yapilan-degisikligin-kapsami)