Taksirle bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olan failin, TCK m. 22/6'daki şahsi cezasızlık sebebinden yararlanabilmesi için, zarar gören ile arasında ne tür bir 'ailevi' ilişki bulunmalıdır? Kanun koyucunun 'akrabalık' yerine 'ailevi durum' ifadesini tercih etmesinin anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98276

Kanun koyucu, TCK m. 22/6'da belirli bir akrabalık derecesi (üstsoy, kardeş gibi) belirtmek yerine, daha esnek ve sosyolojik bir kavram olan 'ailevi durum' ifadesini bilinçli olarak tercih etmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/228 K. sayılı kararında da analiz edildiği gibi, bu ifadenin amacı, sadece kan bağını değil, fiili olarak 'aynı aileden olma ilişkisini' aramaktır. Bu, biyolojik gerçekten çok toplumsal gerçekliğe ağırlık verildiğini gösterir. Dolayısıyla, sadece resmi akrabalık bağı değil, birlikte yaşama, ortak bir hayatı paylaşma, aradaki sevgi ve bağlılık gibi unsurlar da 'aile' kavramının belirlenmesinde rol oynar. Örneğin, birlikte yaşayan ve birbirine bakan iki kardeş veya evlatlık ilişkisi olmasa da yıllardır birlikte yaşayan ve birbirini aile olarak gören kişiler arasındaki bir olay bu kapsama girebilirken, aralarında kan bağı olmasına rağmen yıllardır görüşmeyen ve aralarında husumet olan iki kardeş arasındaki bir olay bu kapsamda değerlendirilmeyebilir. Hakim, her somut olayın özelliğine göre, fail ile mağdur arasında gerçekten bir 'aile' ilişkisinin var olup olmadığını takdir edecektir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)