5199 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik, 'sahiplenilmesi yasak olan' köpeklerin de ötanaziye tabi tutulabileceğini belirtmektedir. Bu hüküm, yasaklı ırka mensup olduğu için el konulan ve bakımevinde bulunan sağlıklı ve saldırgan olmayan bir köpeğin de öldürülebileceği anlamına mı gelir? Bu durumun 'ölçülülük' ilkesi açısından değerlendirmesi nasıl yapılmalıdır?
Kanun metninin lafzı, 'sahiplenilmesi yasak olanlara... tedbir uygulanır' şeklinde olduğu için, sadece bu kritere dayanılarak sağlıklı ve saldırgan olmayan bir köpeğin öldürülebileceği şeklinde dar bir yoruma kapı aralamaktadır. Ancak böyle bir yorum, Anayasa'nın 13. maddesinde düzenlenen 'ölçülülük' ilkesine ve hayvanları koruma kanununun ruhuna aykırı olur. Ölçülülük ilkesi, bir amaca ulaşmak için seçilen aracın, amacı gerçekleştirmeye elverişli, gerekli ve orantılı olmasını gerektirir. Yasaklı ırkların sahiplenilmesini engelleme amacına ulaşmak için, bu hayvanların ömür boyu güvenli barınaklarda bakılması gibi daha hafif bir tedbir varken, doğrudan öldürme yolunu seçmek 'gereklilik' ve 'orantılılık' alt ilkelerini ihlal eder. Hukuken doğru olan yorum, 'sahiplenilmesi yasak olanlar' kriterinin, 13. maddedeki diğer kriterlerle (insan ve hayvan sağlığı için tehlike teşkil etme, kontrol edilememe vb.) birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir. Yani, bir köpeğin sadece yasaklı ırka mensup olması değil, aynı zamanda bu nedenle somut bir tehlike oluşturması ve bu tehlikenin başka bir yolla giderilememesi halinde son çare olarak bu tedbire başvurulabileceği şeklinde yorumlanmalıdır. Aksi yorum Anayasaya aykırılık teşkil eder. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hayvanlari-koruma-kanununun-13-maddesinde-yapilan-degisikligin-kapsami)