5237 sayılı TCK'da 'güvenlik tedbirleri' (m. 53-60) ile 'cezalar' (m. 45) arasındaki temel ayrımlar nelerdir? Bu ayrımın, aleyhe bozma yasağı (CMK m. 307/4) açısından sonuçları nedir?
Cezalar ile güvenlik tedbirleri arasındaki temel ayrımlar şunlardır: 1) Amaç: Cezaların temel amacı, suç işleyen kişiyi caydırmak, ıslah etmek ve toplumu korumaktır (ödetme ve önleme). Güvenlik tedbirlerinin temel amacı ise, failin veya belirli bir durumun gelecekte yaratabileceği tehlikeyi önlemektir. Tedbir, tehlikelilik haline odaklıdır. 2) Kusur: Cezalar, failin kusurlu olması esasına dayanır. Kusuru olmayana ceza verilemez. Güvenlik tedbirleri ise her zaman kusur gerektirmez (örn. akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri). 3) Belirlilik: Cezalar kanunda belirli miktarlar veya sınırlar içinde öngörülür. Güvenlik tedbirleri ise genellikle daha esnek ve ihtiyaca göre belirlenebilir niteliktedir. Bu ayrımın aleyhe bozma yasağı açısından en önemli sonucu şudur: CMK m. 307/4'e göre aleyhe bozma yasağı, yeniden verilecek hükmün 'ceza' bakımından öncekinden daha ağır olamayacağını düzenler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/280 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu yasak 'ceza' ile sınırlıdır. Güvenlik tedbirleri ceza sayılmadığı için, aleyhe bozma yasağı kapsamında değildir. Dolayısıyla, sadece sanık lehine yapılan bir temyiz üzerine, ilk kararda hükmedilmeyen bir güvenlik tedbirine (örn. müsadere) bozma sonrası hükmedilmesi, aleyhe bozma yasağını ihlal etmez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-60..., YCGK kararı)