5237 sayılı TCK m. 60'ta düzenlenen tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirleri ile 765 sayılı mülga TCK'daki yaptırım sistemi arasında ne gibi temel bir felsefe farkı bulunmaktadır?
Temel felsefe farkı, yaptırımın niteliği ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle kurulan ilişkidedir. 765 sayılı TCK, 'societas delinquere non potest' (tüzel kişi suç işleyemez) ilkesini katı bir şekilde benimsemesine rağmen, tüzel kişiler hakkında para cezası gibi 'ceza' niteliğinde yaptırımlar öngörebiliyordu. Bu, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bir miktar çelişiyordu. 5237 sayılı TCK ise, bu ilkeyi daha tutarlı bir şekilde uygulamıştır. Yeni TCK'ya göre, tüzel kişiler 'suç faili' olamaz ve onlara 'ceza' (hapis, adli para cezası) verilemez. Ancak, suç işlenmesinden yarar sağlayan veya bir suç aracı olarak kullanılan tüzel kişilerin yaptırımsız kalmaması için, ceza niteliğinde olmayan, önleyici ve koruyucu nitelikteki 'güvenlik tedbirleri' (iznin iptali, müsadere) öngörülmüştür. Sorumluluk, yine suçu işleyen gerçek kişi olan organ veya temsilciye aittir; tüzel kişiye ise sadece bu fiille bağlantılı olarak ve onun yararına işlenmesi koşuluyla bir güvenlik tedbiri uygulanır. Bu, ceza ve güvenlik tedbiri ayrımını netleştiren ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle daha uyumlu bir sistemdir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-60...)