Anayasa Mahkemesi'nin 2013/6419 başvuru numaralı kararında, cinsel istismar suçundan yargılanan sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğü savunmasına dayanak olarak sunduğu adli rapora rağmen, mahkemenin 'hastanede doğan bir kişinin yaşının tıbben belirli olması karşısında artık düzeltilmesinin olanaksız olması' gerekçesiyle bu savunmayı reddetmesi, hangi temel ceza hukuku ilkesinin göz ardı edildiğini göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98235

Bu gerekçe, TCK m. 30'da düzenlenen 'hata' kurumunun ve ceza sorumluluğunun temelini oluşturan 'kast' ilkesinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Ceza sorumluluğu için failin, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilerek ve isteyerek hareket etmesi (kast) gerekir. Mağdurun yaşı, bu suçun maddi unsurlarından biridir. Fail, mağdurun 15 yaşından küçük olduğunu bilmesine rağmen fiili işlerse kasten hareket etmiş olur. Ancak fail, mağdurun görünümü, beyanları veya diğer Umutlar nedeniyle 15 yaşından büyük olduğuna inanarak fiili işlemişse, suçun maddi unsurlarından olan 'yaş' konusunda bir hataya düşmüş olabilir. Eğer bu hata 'esaslı' (kaçınılmaz) ise, failin kastı ortadan kalkar. Mahkemenin, mağdurun nüfus kaydındaki yaşının hukuken doğru olduğunu belirtmesi, failin sübjektif dünyasındaki hatanın varlığını veya esaslı olup olmadığını tartışmaya engel değildir. Mahkeme, sanığın bu hataya düşüp düşmediğini, adli raporu ve diğer delilleri tartışarak değerlendirmek zorundadır. Sadece nüfus kaydına dayanarak hata iddiasını yok saymak, suçun manevi unsurunu eksik incelemek anlamına gelir. AYM de bu eksikliği gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görmüştür. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/gerekceli-karar-hakki)