İş sözleşmesine, işçinin 'ulaşılamama hakkı'nı ortadan kaldıran, örneğin 'mesai saatleri dışında gönderilen tüm e-postalara 1 saat içinde cevap vermekle yükümlüdür' şeklinde bir hüküm konulması, TBK m. 27 açısından nasıl değerlendirilmelidir?
Böyle bir hüküm, TBK m. 27/1 uyarınca 'kişilik haklarına aykırı' olduğu için kesin hükümsüz sayılmalıdır. TBK m. 27, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenler. İşçinin dinlenme hakkı (Anayasa m. 50), özel hayatın gizliliği hakkı (Anayasa m. 20) ve maddi-manevi varlığını koruma hakkı (Anayasa m. 17), Anayasal güvence altındaki temel kişilik haklarındandır. Mesai saatleri dışında işçiyi sürekli olarak çalışmaya hazır halde tutan ve dinlenme hakkını fiilen ortadan kaldıran böyle bir sözleşme hükmü, bu temel haklara doğrudan bir müdahale niteliğindedir. İş sözleşmesi, tarafların sosyal-ekonomik güç dengesizliği nedeniyle, işçinin bu tür bir hükmü serbest iradesiyle kabul ettiğinden söz edilemez. Dolayısıyla, sözleşme özgürlüğü (TBK m. 26), emredici hukuk kuralları ve temel kişilik hakları ile sınırlıdır ve bu tür bir hüküm baştan itibaren geçersiz kabul edilir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/iscinin-ulasilamama-hakki/)