KMK m. 9/3, gümrük kapıları dışından ülkeye giren kişilerin ve araçlarının yetkili memurlarca durdurulup aranmasını düzenler. Bu aramanın Anayasa m. 20/2'deki hakim kararı şartı olmaksızın yapılabilmesi, Anayasa'nın hangi temel ilkeleriyle ve hangi özel durum gerekçesiyle meşrulaştırılabilir veya eleştirilebilir?
Bu aramanın hakim kararı olmaksızın yapılabilmesi, 'sınır güvenliği' ve 'devletin egemenlik hakkının korunması' gibi üstün kamu yararı gerekçeleriyle meşrulaştırılmaya çalışılabilir. Sınır hatları, ülkeye yasa dışı girişlerin ve kaçakçılığın önlenmesi gereken, özel ve istisnai nitelikte alanlar olarak kabul edilir. Bu bölgelerdeki denetimlerin, normal iç bölgelerdeki denetimlerden daha yoğun ve daha az formaliteye tabi olması, devletin kendini koruma hakkının bir gereği olarak savunulabilir. Ancak bu durum, Anayasa m. 20/2'nin açık ve amir hükmü karşısında ciddi eleştirilere açıktır. Anayasa, arama için 'milli güvenlik' ve 'kamu düzeni' gibi sebepleri saymış, ancak bu sebeplerin varlığında dahi kural olarak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan halde yetkili merciin yazılı emrini şart koşmuştur. Sınırda yapılan aramanın da bu anayasal güvencelerin dışında tutulabileceğine dair bir istisna Anayasa'da yer almamaktadır. Dolayısıyla, pratik gereklilikler ne olursa olsun, KMK m. 9/3'teki düzenlemenin Anayasa m. 20/2'deki temel hak güvencesiyle çeliştiği ve hukuka uygun bir arama için anayasal şartların yerine getirilmesi gerektiği güçlü bir şekilde savunulabilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kacakcilikla-mucadele-kanunu-kapsaminda-arama-ve-elkoyma-tedbırlerı)