Fazla çalışma ücreti davasında dinlenen bir tanığın beyanının delil değeri, tanığın davacı ile olan ilişkisi veya kendi hukuki durumu açısından nasıl etkilenir? Yargıtay'ın bu konudaki kriterleri nelerdir?
Tanık beyanının delil değerini belirlerken Yargıtay'ın aradığı temel kriter, tanığın 'tarafsızlığı' ve 'görgüye dayalı bilgisi'dir. Bu çerçevede, tanığın beyanlarına itibar edilirken şu hususlar dikkate alınır: 1) Menfaat Birliği: Eğer dinlenen tanığın da aynı davalı işverene karşı devam eden bir davası varsa, bu durum tanık ile davacı arasında bir 'menfaat birliği' oluşturabilir ve tanığın beyanlarının objektifliğini zayıflatabilir. Bu durumda beyanlara tam olarak itibar edilmeyebilir veya başka delillerle desteklenmesi aranabilir. 2) Husumet: Tanığın davalı işverenle arasında husumet bulunması da beyanının güvenilirliğini azaltan bir faktördür. 3) Yakınlık: Tanığın davacının üvey annesi gibi çok yakın bir akrabası olması ve işyeri çalışanı olmaması, beyanlarının görgüye dayanmadığı ve taraflı olabileceği şüphesini doğurur (Yargıtay 9.HD-Karar : 2020/8130). 4) Çalışma Dönemi: Tanığın beyanları, sadece davacı ile birlikte çalıştığı ve çalışma koşullarını bizzat bildiği dönem için geçerlidir. Tanık, davacının çalışmadığı bir dönem hakkında tanıklık yapamaz. Bu kriterler, tanık beyanının keyfiliğe yol açmasını engellemeyi ve maddi gerçeğe ulaşmayı hedefler. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/tazminat-hukuku/fazla-calisma-mesai-ucreti-nedir.html)