İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 4. maddesi, idari davalara ilişkin dilekçelerin hangi mercilere verilebileceğini saymaktadır. Bir avukatın, idare mahkemesinin bulunduğu bir büyükşehirde, yetkili idare mahkemesine gönderilmek üzere, o büyükşehir içindeki başka bir ilçede bulunan asliye hukuk mahkemesine dilekçe vermesi, 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası açısından nasıl bir fark yaratır?
6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde İYUK m. 4, dilekçelerin 'idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde' asliye hukuk hakimliklerine verilebileceğini öngörüyordu. Bu düzenleme uyarınca, idare mahkemesinin bulunduğu bir büyükşehirde, başka bir ilçedeki asliye hukuk mahkemesine dilekçe verildiğinde, bu mahkeme 'idare mahkemesi bulunan bir yer' olduğu için, dava tarihi asliye hukuk mahkemesine verildiği tarih olarak kabul edilmiyordu; dava, ancak yetkili idare mahkemesi kaydına girdiği tarihte açılmış sayılıyordu. Bu durum hak kayıplarına neden olabiliyordu. 6352 sayılı Kanun ile 'bulunmayan yerlerde' ibaresinden sonra gelmek üzere 'büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın' ibaresi eklenmiştir. Bu değişiklik sonrasında, artık idare mahkemesinin bulunduğu büyükşehir içindeki herhangi bir ilçede yer alan asliye hukuk mahkemesine verilen dilekçe ile dava süresinde açılmış sayılmaktadır. Danıştay İDDK'nın 2014/404 E. sayılı kararı da bu değişikliğin amacının vatandaşın hak arama özgürlüğünü kolaylaştırmak olduğunu ve bu yönde yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-4...)