5237 sayılı TCK m. 43'ün gerekçesi ile 765 sayılı TCK m. 80 karşılaştırıldığında, 'aynı suç işleme kararı' kavramının yorumlanmasında ve zincirleme suçun kapsamının belirlenmesinde mağdurun kimliği nasıl bir rol oynamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98185

765 sayılı TCK döneminde 'müteselsil suç' (m. 80) düzenlemesi, failin sübjektif 'suç işleme kararı'nı merkeze alıyordu. Failin tek bir kararla, farklı zamanlarda, farklı mağdurlara karşı aynı suçu işlemesi dahi tek bir müteselsil suç olarak kabul ediliyor ve faile önemli bir ceza indirimi sağlıyordu. Mağdurun kimliğinin bir önemi yoktu. 5237 sayılı TCK m. 43 ise bu anlayışı kökten değiştirmiştir. Yeni düzenleme, 'bir kişiye karşı' ifadesini ekleyerek, zincirleme suçun uygulanabilmesi için suçun aynı mağdura karşı birden fazla kez işlenmesini şart koşmuştur. Gerekçede de belirtildiği gibi, 'değişik kişilere karşı' işlenen suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında olsa bile, artık zincirleme suç kapsamında değerlendirilmez; her bir mağdura karşı işlenen suç, bağımsız bir suç olarak kabul edilir (gerçek içtima). Bu değişiklik, ceza adaletini failin niyetinden çok, eylemin yol açtığı haksızlık sonucuna ve mağdurun korunmasına odaklamıştır. Dolayısıyla, yeni TCK'da mağdurun kimliği, zincirleme suç kurumunun uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen temel bir kriter haline gelmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/zincirleme-suc-hükümlerinin-hatali-tatbiki)