5237 sayılı TCK m. 43'ün gerekçesinde, zincirleme suç hükümlerinin 'değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesi halinde' uygulanamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, 765 sayılı mülga TCK m. 80'deki 'müteselsil suç' anlayışından temel bir kopuşu ifade eder. Bu değişikliğin ardındaki ceza adaleti ve suç politikası mantığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98174

Bu değişiklik, ceza adaletinde 'mağdur odaklı' bir yaklaşıma geçişin ve 'işlenen haksızlığın ağırlığı ile orantılı ceza' ilkesinin bir yansımasıdır. 765 sayılı TCK'daki düzenleme, failin 'tek bir suç işleme kararı'na odaklanıyor ve birden fazla mağdur olsa dahi eylemi tek bir suç gibi ele alıp faile önemli bir ceza indirimi sağlıyordu. Bu durum, çok sayıda mağduru olan suçlarda (örneğin bir dizi dolandırıcılık) kamu vicdanını zedeleyen ve işlenen toplam haksızlıkla orantısız sonuçlar doğurabiliyordu. 5237 sayılı TCK ise, her bir mağdura karşı işlenen suçu ayrı bir haksızlık olarak kabul etmektedir. Zincirleme suçun (TCK m. 43/1) uygulanmasını 'bir kişiye karşı' işlenen suçlarla sınırlandırarak, her mağdurun gördüğü zararın ceza adaletinde ayrı bir karşılığı olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu değişiklik, failin sübjektif kararından çok, eylemin yol açtığı objektif haksızlık sonucuna ve mağdur sayısına daha fazla önem vererek, cezanın bireyselleştirilmesi ve suçla orantılılığı ilkelerini güçlendirmeyi amaçlamıştır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/zincirleme-suc-hükümlerinin-hatali-tatbiki)