Suçluyu kayırma suçu (TCK m. 283), suç işleyen bir kişiye yetkili makamlardan kurtulması için imkan sağlamaktır. Bu suçun, failin 'üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi' tarafından işlenmesi halinde neden cezaya hükmolunmaz? Bu şahsi cezasızlık sebebinin felsefi temeli nedir?
TCK m. 283/3'te düzenlenen bu şahsi cezasızlık sebebinin felsefi temeli, kanun koyucunun, bireyin yakın aile bağlarından kaynaklanan güçlü sevgi, sadakat ve koruma duygularıyla hukukun gerektirdiği yükümlülükler arasında bir çatışma yaşadığı durumlarda, ceza hukuku yaptırımı uygulamaktan kaçınma tercihidir. Bir annenin, suç işleyen çocuğunu saklaması veya bir kişinin, kaçan kardeşine yardım etmesi gibi eylemler, ceza hukuku açısından suç teşkil etse de, insani ve ahlaki bir çatışmanın ürünüdür. Kanun koyucu, bu tür durumlarda kişiden, aile bağlarını bir kenara bırakıp adalete teslim olmasını beklemenin, insan doğasına aykırı ve aşırı bir yükümlülük getireceğini kabul etmiştir. Bu nedenle, suç siyaseti gereği, bu yakın akrabalık ilişkilerini bir şahsi cezasızlık sebebi olarak düzenlemiş ve bu eylemleri cezalandırma dışı bırakmıştır. Bu, hukukun, insani duyguları ve aile bağlarının kutsallığını belirli bir ölçüde tanıdığını gösteren bir düzenlemedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sahsi-cezasizlik-ve-cezada-indirim-sebepleri.html)