TCK m. 290/2, muhafaza edilmek üzere resmen teslim olunan (örn. hacizli) bir malın sahibinin, bu malı yedieminin elinden rızası dışında alması halinde, hırsızlık suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını ve verilecek cezadan indirim yapılacağını öngörmüştür. Bu düzenlemenin ardındaki korunan hukuki yarar nedir? Neden malın sahibi olan kişi de bu suçu işleyebilmektedir?
Bu düzenlemenin ardındaki korunan hukuki yarar, sadece malın mülkiyeti değil, aynı zamanda devletin icra ve yargı otoritesinin tesis ettiği 'resmi muhafaza' ve 'kamu güveni'dir. Bir mal haczedilip yediemine teslim edildiğinde, o mal üzerindeki tasarruf yetkisi kamu otoritesi tarafından kısıtlanmıştır ve mal, alacaklının alacağının güvencesi haline gelmiştir. Malın sahibi dahi olsa, kişinin bu kamu otoritesini hiçe sayarak malı geri alması, icra işlemlerinin etkinliğini ve kamu düzenini bozar. Bu nedenle kanun koyucu, malın sahibi olmasına rağmen kişinin bu eylemini cezalandırmaktadır. Eylem, zilyetliği rıza dışı ele geçirme bakımından hırsızlık suçunun unsurlarını taşır. Ancak failin, kendi malını çalması durumundaki hukuka aykırılık ve haksızlık içeriğinin, başkasının malını çalmaya göre daha az olduğu kabul edildiğinden, TCK m. 290/2'nin son cümlesiyle faile verilecek cezada yarısından dörtte üçüne kadar indirim yapılması öngörülerek bir denge kurulmuştur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/tck-madde-290...)