Bir konkordato talebinin kabul edilebilmesi için İİK m. 285'te aranan 'borçlarını vadesi geldiği halde ödeyememe veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunma' şartı, bir şirketin mali tablolarındaki likidite oranları (cari oran, asit-test oranı) ile nasıl ilişkilidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/537 E. sayılı kararında bu şart nasıl yorumlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98143

İİK m. 285'teki bu şart, konkordatonun temel koşuludur. Bir şirketin mali tablolarındaki likidite oranları, bu şartın objektif olarak değerlendirilmesinde önemli göstergelerdir. 'Cari oran' (dönen varlıklar / kısa vadeli borçlar) ve 'asit-test oranı' (likit varlıklar / kısa vadeli borçlar), şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme gücünü gösterir. Bölge Adliye Mahkemesi, bu oranların (sırasıyla 1,28 ve 1,17) sağlıklı seviyede olmasını gerekçe göstererek şirketin borçlarını ödeyememe tehlikesi altında olmadığına ve konkordato talebinin reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/537 E. sayılı kararında daha esnek bir yorum benimsemiştir. Kararda, komiser raporunda şirketin maddi varlıklarının hemen paraya dönüştürülemeyeceğinin belirtilmesi ve iflası halinde borçlarının ancak %80'ini ödeyebileceğinin öngörülmesi gibi hususlar dikkate alınarak, sadece likidite oranlarına bakmanın yeterli olmadığı, şirketin rayiç değer ve borç durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde 'borçlarını ödeyememe tehlikesi' içinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu yorum, konkordatonun amacının sadece fiilen ödeme aczi içinde olanları değil, gelecekte bu duruma düşme riski taşıyan dürüst borçluları da korumak olduğunu göstermektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/konkordato-talebinde-bulunma/)