Teknolojik gelişmelerle birlikte işverenin, işçiye mesai saatleri dışında e-posta, mesaj gibi araçlarla ulaşması, işçinin 'ulaşılamama hakkı' bağlamında nasıl değerlendirilmelidir? Bu hakkın hukuki dayanakları nelerdir ve işverenin yönetim hakkı ile nasıl bir denge kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98141

İşçinin 'ulaşılamama hakkı' (bağlantıyı kesme hakkı), işçinin dinlenme hakkı (Anayasa m. 50), özel yaşamın gizliliği hakkı (Anayasa m. 20) ve kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkından (Anayasa m. 17) kaynaklanan modern bir haktır. İşverenin yönetim hakkı, işçinin iş görme borcuyla sınırlıdır ve bu borç kural olarak yasal çalışma saatleri içinde ifa edilir. Mesai saatleri dışında işçiye sürekli ulaşılabilir olma baskısı, dinlenme hakkını ihlal ettiği gibi, iş ve özel yaşam arasındaki sınırı kaldırarak işçinin özel yaşamına bir müdahale teşkil eder. Bu durum, işverenin işçiyi gözetme borcuna (TBK m. 417) da aykırıdır. Denge kurulurken; müdahalenin istisnai ve zorunlu olup olmadığına bakılmalıdır. Acil ve işletme için hayati bir durum söz konusu olmadıkça, işverenin mesai dışında işçiye sürekli ulaşma beklentisi yönetim hakkının sınırlarını aşar. İşçinin bu tür taleplere uymaması, haklı bir fesih veya disiplin cezası nedeni olamaz. Mesai dışında yapılan işler ise, ispatlandığı takdirde fazla çalışma ücreti alacağına hak kazandırır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/iscinin-ulasilamama-hakki/)