Bir özel hukuk tüzel kişisi yararına, kamu kurumundan alınan bir iznin verdiği yetki kötüye kullanılarak kasıtlı bir suç işlenmesi halinde, TCK m. 60 uyarınca tüzel kişiye hangi güvenlik tedbirleri uygulanabilir? Bu tedbirlerin uygulanmasında hakimin sahip olduğu takdir yetkisinin (orantılılık ilkesi) sınırları nelerdir?
TCK m. 60, bu durumda tüzel kişiye yönelik iki temel güvenlik tedbiri öngörmektedir: 1) Faaliyet İzninin İptali (TCK m. 60/1): İşlenen suç, kamu kurumundan alınan iznin kötüye kullanılması suretiyle ve tüzel kişi yararına işlenmişse, mahkumiyet halinde bu iznin iptaline karar verilir. Örneğin, ilaç üretme izni olan bir laboratuvarda uyuşturucu üretilmesi. 2) Müsadere (TCK m. 60/2): Suçla ilgili olan veya suçtan elde edilen eşya ve maddi çıkarlar hakkında genel müsadere hükümleri (TCK m. 54, 55) tüzel kişi hakkında da uygulanır. Ancak, TCK m. 60/3 uyarınca hakim, bu tedbirlerin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda (örneğin, çok sayıda kişinin işsiz kalması, iyi niyetli üçüncü kişilerin telafisi güç kayıplara uğraması gibi), bu tedbirlere hükmetmeyebilir. Bu, hakime 'orantılılık ilkesi' çerçevesinde bir takdir yetkisi tanır. Hakim, tedbirin uygulanmasıyla elde edilecek kamu yararı ile tüzel kişi ve toplum üzerindeki olumsuz etkileri tartarak bir denge kurmak zorundadır. Bu takdir yetkisi keyfi olmayıp, kararda gerekçelendirilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-60...)