KMK m. 9/2 ve 9/3, gümrük sahasındaki önleme aramaları için hakim kararı veya yetkili merciin yazılı emrini açıkça öngörmemektedir. Bu durumun Anayasa m. 20/2 ile çeliştiği söylenebilir mi? Anayasa m. 20/2'nin 'uygulama normu' niteliğinde olması bu çelişkinin çözümünde nasıl bir rol oynar?
Evet, bu durumun Anayasa m. 20/2 ile açıkça çeliştiği söylenebilir. Anayasa'nın 20. maddesinin ikinci fıkrası, özel hayatın gizliliği kapsamında üst, özel kağıt ve eşya aramasının ancak 'usulüne göre verilmiş hakim kararı' veya 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri' ile yapılabileceğini amir bir hükümle düzenlemiştir. Bu kural, hem adli hem de önleme aramaları için geçerlidir. KMK m. 9/2 ve 9/3'ün bu anayasal güvenceyi içermemesi, onları Anayasa'ya aykırı hale getirmektedir. Anayasa m. 20/2'nin 'uygulama normu' niteliğinde olması, bu hükmün uygulanmak için ayrıca bir kanuna ihtiyaç duymadan, doğrudan ve öncelikli olarak tatbik edilmesi gerektiği anlamına gelir. Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi (Anayasa m. 11) gereğince, kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz. Dolayısıyla, KMK'daki bu eksik düzenlemeye rağmen, gümrük görevlilerinin m. 9/2 ve 9/3'e dayanarak yapacakları önleme aramaları için de Anayasa m. 20/2'de belirtilen usule, yani hakim kararı veya yetkili merciin yazılı emri şartına uymaları zorunludur. Aksi takdirde yapılan arama ve elde edilen deliller hukuka aykırı olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kacakcilikla-mucadele-kanunu-kapsaminda-arama-ve-elkoyma-tedbırlerı)