Fazla çalışma alacağının ispatında tanık beyanlarına başvurulduğunda, mahkemece hükmedilecek alacaktan yapılan 'hakkaniyet indirimi'nin (veya Yargıtay'ın yeni terminolojisiyle 'karineye dayalı makul indirim') hukuki dayanağı ve gerekçesi nedir? Hangi durumlarda bu indirim yapılmaz?
Hakkaniyet indirimi, yasal bir düzenlemeye dayanmayıp tamamen Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş bir uygulamadır. Gerekçesi, hayatın olağan akışına göre bir işçinin uzun bir süre boyunca, hiçbir mazereti (hastalık, izin, tatil vb.) olmaksızın her gün aynı şekilde fazla çalışma yapmasının mümkün olmadığı karinesine dayanmasıdır. Tanık beyanları genellikle genel ve soyut ifadelere dayandığı için, bu tür takdiri delillerle hesaplanan alacağın, işçinin fiilen çalışmadığı günleri de kapsayabileceği düşüncesiyle, dosya içeriğine uygun makul bir oranda (genellikle %30 civarında) indirim yapılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu indirimin adının 'hakkaniyet' veya 'takdiri' indirim yerine 'karineye dayalı makul indirim' olarak nitelendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu - Karar: 2020/551). Ancak, fazla çalışma iddiası tanık beyanları gibi takdiri delillere değil de, işyerine giriş-çıkış kayıtları, puantaj kayıtları, takograf kayıtları gibi yazılı ve kesin delillere dayanılarak ispatlanmışsa, bu indirim yapılmaz. Çünkü bu durumda hesaplama somut ve kesin verilere dayandığından, hayatın olağan akışına aykırılık karinesi uygulanamaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/tazminat-hukuku/fazla-calisma-mesai-ucreti-nedir.html)