4077 sayılı Kanun uyarınca verilen bir idari para cezasına karşı açılan iptal davasında, davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilirken, dava dilekçesinin yetkili idare mahkemesinin bulunduğu şehir dışındaki bir asliye hukuk mahkemesine verilme tarihi mi, yoksa yetkili idare mahkemesi kayıtlarına giriş tarihi mi esas alınır? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımını İYUK m. 4 ve m. 6 çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #98118

Davanın süresinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesinde, dava dilekçesinin İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 4'te sayılan yerlerden birine verildiği tarih esas alınır. İYUK m. 6/1'e göre dava, harç ve posta ücretleri alındıktan sonra dilekçenin bu yerlerin kayıtlarına girdiği tarihte açılmış sayılır. Dolayısıyla, yetkili Ankara İdare Mahkemesi'ne gönderilmek üzere İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verilen bir dilekçede, davanın açılma tarihi, dilekçenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına girdiği tarihtir. Danıştay 15. Dairesi'nin 2011/163 E. sayılı kararında bu ilke açıkça vurgulanmıştır. Kararda, cezanın tebliğinden sonraki 7. günde İstanbul İdare Mahkemesi'ne (Ankara'ya gönderilmek üzere) verilen dilekçeyle açılan davanın süresinde olduğu kabul edilmiş ve yerel mahkemenin, dilekçenin Ankara'daki mahkeme kaydına girdiği tarihi esas alarak verdiği süre aşımı kararını hukuka aykırı bularak kanun yararına bozmuştur. Bu durum, İYUK m. 4'ün hak arama özgürlüğünü kolaylaştırıcı amacını yansıtmaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-4...)