5237 sayılı TCK'nın 54. maddesinde düzenlenen 'eşya müsaderesi' bir güvenlik tedbiridir. Zamanaşımı nedeniyle hakkında düşme kararı verilen bir sanığa ait olup suçta kullanılan bir eşyanın (örneğin, kaçakçılıkta kullanılan bir aracın) müsaderesine karar verilebilmesi için, mahkemenin eylemin 'suç teşkil ettiğine' dair bir kanaate ulaşması yeterli midir, yoksa failin 'kusurlu' olduğuna da karar vermesi gerekir mi?
TCK m. 54'e göre müsadere, bir güvenlik tedbiridir ve uygulanabilmesi için kural olarak 'kasıtlı bir suçun işlenmesi' yeterlidir. Bu, failin o suçtan dolayı mutlaka mahkum edilmesini veya kusurlu bulunmasını gerektirmez. Güvenlik tedbirleri, failin kusurundan ziyade, fiilin veya failin tehlikeliliğine odaklanır. Örneğin, akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği olmayan bir kişinin işlediği kasıtlı bir suçta kullandığı silah müsadere edilebilir. Benzer şekilde, dava zamanaşımı, devletin cezalandırma hakkını ortadan kaldıran bir nedendir, ancak suçun işlendiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Mahkeme, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verirken, dosyayı inceleyip 'kasıtlı bir suçun işlendiği' kanaatine varırsa, suçta kullanılan veya suçtan elde edilen eşyanın müsaderesine karar verebilir. Burada aranan, failin kusurluluğunun tespiti değil, eylemin objektif olarak kanunda tanımlanan kasıtlı bir suçu oluşturduğunun ve elkonulan eşyanın da bu suçla bağlantılı olduğunun tespitidir. Dolayısıyla, mahkemenin eylemin 'suç teşkil ettiğine' dair bir kanaate ulaşması, müsadere kararı için yeterlidir; ayrıca failin 'kusurlu' olduğuna dair bir karar vermesi gerekmez.