Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2017/3985 E. sayılı kararında, beraat eden sanık lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının yanlış olması, CMK m. 303/1-h uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. Bu durum, istinaf mahkemesinin (BAM) 'Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine' kararını nasıl etkilemiştir ve Yargıtay'ın bu kararı bozup sonra düzeltmesinin mantığı nedir?
Bu kararda karmaşık bir usul süreci işlemektedir. İlk derece mahkemesi, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hiç hükmetmemiştir. BAM, bu hatayı fark etmiş ve CMK m. 280/1-e uyarınca 'Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine' karar vererek, kendisi bir vekalet ücreti takdir etmiştir. Ancak BAM'ın takdir ettiği ücret de, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre yanlıştır. Yargıtay, BAM'ın bu yanlış düzeltmesini tespit ettiğinde, BAM'ın kararını 'bozmuştur'. Çünkü BAM'ın kararı da hukuka aykırıdır. Ancak bu hukuka aykırılık, yeniden yargılamayı (duruşma açılmasını) gerektiren esasa ilişkin bir uyuşmazlık değildir. Vekalet ücretinin ne kadar olacağı, objektif bir tarife ile bellidir ve takdire bağlı değildir. Bu nedenle Yargıtay, bozma kararını verdikten hemen sonra, CMK m. 303/1-h'nin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak, hükümdeki yanlış vekalet ücreti miktarını doğru olanla değiştirmiş ve bu şekilde 'DÜZELTİLEREK ONANMASINA' karar vermiştir. Bu sürecin mantığı şudur: 1) BAM'ın hukuka aykırı kararı tespit edilerek 'bozulur'. 2) Bu hukuka aykırılık, yeniden yargılama gerektirmediği için, dosyanın geri gönderilmesiyle zaman kaybetmek yerine, Yargıtay'ın kendisi tarafından 'düzeltilir'. Bu, usul ekonomisi ilkesinin ve CMK m. 303'ün etkin bir uygulamasıdır.