5271 sayılı CMK m. 226'da düzenlenen 'ek savunma hakkı', sanığa hangi durumlarda ve neden tanınır? Bir sanığın, iddianamede talep edilmeyen TCK m. 58 (tekerrür) hükmünün uygulanması ihtimaline karşı ek savunma hakkı var mıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki yaklaşımı nasıldır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96801

Ek savunma hakkı (CMK m. 226), 'savunma hakkının' en önemli güvencelerinden biridir ve sanığın, hakkında kurulacak hükmün dayanağı olacak tüm hukuki ve fiili durumlara karşı kendisini savunabilmesini amaçlar. Bu hak, iki temel durumda tanınır: 1) Fiilin hukuki niteliğinin değişmesi: Sanık, iddianamede A suçuyla (örn: kasten yaralama) itham edilmişken, yargılama sonunda eyleminin B suçu (örn: kasten öldürmeye teşebbüs) olduğu anlaşılırsa, bu yeni ve daha ağır suçlamaya karşı savunma yapması için ek savunma hakkı verilir. 2) Cezanın artırılmasını veya güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren bir nedenin ilk defa duruşmada ortaya çıkması: İddianamede talep edilmeyen bir ağırlaştırıcı nedenin (örn: suçun silahla işlenmesi) veya bir güvenlik tedbirinin (örn: TCK m. 58 tekerrür) uygulanması gündeme gelirse, sanığa buna karşı da savunma yapma imkanı tanınmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 tarihli (2013/151 E.) kararında da belirtildiği gibi, iddianamede talep edilmeyen TCK m. 58 tekerrür hükmünün uygulanması, sanığın infaz rejimini ağırlaştıran bir güvenlik tedbiri olduğu için, kural olarak ek savunma hakkı verilmesini gerektirir. Ancak YCGK, bu konuda pratik bir çözüm getirmiştir: Eğer sanığın adli sicil kaydı duruşmada okunmuş ve kendisine bu kayda karşı bir diyeceği olup olmadığı sorulmuşsa, bu işlemin ek savunma hakkı yerine geçtiğini kabul etmektedir. Çünkü sanık, bu yolla tekerrüre esas alınabilecek mahkumiyetinden haberdar edilmiş ve buna itiraz etme fırsatı bulmuştur. Bu işlem yapılmamışsa, ek savunma hakkı verilmeden tekerrür uygulanması savunma hakkının kısıtlanmasıdır.