Bir sanık, karşılıksız yararlanma suçundan yargılanırken, eyleminin TCK m. 163/3 (kaçak elektrik) kapsamında değil, hukuki bir ihtilaf niteliğinde olduğunu savunmaktadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/5837 sayılı kararında, komşusunun sayacından hat çekerek elektrik kullanan sanığın eyleminin neden TCK m. 163/3 veya hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmediğini, bunun yerine 'hukuki ihtilaf' olarak nitelendirildiğini açıklayınız.
Yargıtay 2. CD'nin bu kararındaki mantık, TCK m. 163/3'ün kurucu unsurlarının ve hırsızlık suçunun unsurlarının olayda gerçekleşmemesine dayanmaktadır. TCK m. 163/3'teki suçun oluşabilmesi için, 'abonelik esasına göre yararlanılabilen' bir hizmetin, 'tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde' tüketilmesi gerekir. Olayda sanık, komşusunun sayacından, yani zaten tüketimi ölçen bir cihazdan sonra hat çekerek elektrik kullanmıştır. Bu durumda, tüketilen toplam elektrik miktarı komşunun sayacı tarafından ölçülmekte ve belirlenmektedir. Yani, 'tüketim miktarının belirlenmesini engelleme' unsuru yoktur. Dolayısıyla TCK m. 163/3 oluşmaz. Eylem, hırsızlık suçu da değildir. Çünkü 6352 sayılı Kanun ile TCK m. 141/2'deki 'ekonomik değer taşıyan her türlü enerji de taşınır mal sayılır' hükmü yürürlükten kaldırılmıştır. Elektriğin hukuken 'taşınır mal' sayılmadığı bir durumda, hırsızlık suçunun konusu olan 'taşınır mal' unsuru da eksiktir. Bu durumda, ortada ceza hukuku anlamında bir suç yoktur. Sanığın eylemi, komşusunun (katılanın) rızası dışında onun malvarlığından (ödediği elektrik faturası) bir eksilmeye neden olan haksız bir fiildir. Bu durum, sanık ile komşusu arasında bir 'hukuki ihtilaf' doğurur. Komşu, sanığa karşı, sebepsiz zenginleşme veya haksız fiil hükümlerine dayanarak, tükettiği elektriğin bedelini hukuk mahkemesinde açacağı bir alacak davasıyla talep edebilir. Ceza mahkemesinin görevi sona ermiştir.