5271 sayılı CMK m. 163/3'te düzenlenen kaçak elektrik, su, doğalgaz kullanımı suçu ile 765 sayılı eski TCK'daki 'elektrik hırsızlığı' suçu arasındaki temel kavramsal fark nedir? Yeni düzenlemenin 'hırsızlık' yerine 'karşılıksız yararlanma' olarak kavramsallaştırılmasının hukuki sonuçları nelerdir?
Eski TCK döneminde, elektrik gibi ekonomik değeri olan enerjiler 'taşınır mal' olarak kabul ediliyor ve izinsiz kullanılması 'hırsızlık' suçu (eski TCK m. 491) olarak nitelendiriliyordu. Bu yaklaşım, zilyetliğin devri amacıyla 'almak' fiilini gerektiren hırsızlık suçunun klasik tanımına tam olarak uymuyordu. 5237 sayılı yeni TCK, bu sorunu aşmak için özel bir suç tipi olan 'Karşılıksız Yararlanma'yı (TCK m. 163) ihdas etmiştir. Temel kavramsal fark şudur: Hırsızlık, başkasının zilyetliğindeki bir taşınır malı, zilyetliğini devretmek amacıyla 'almak' fiiliyle işlenir. Karşılıksız yararlanma ise, bir malı 'almak' değil, bir hizmetten veya faydadan bedelini ödemeden ve hileli yollarla 'yararlanmak' fiiliyle işlenir. Bu kavramsal değişikliğin hukuki sonuçları şunlardır: 1) Suçun Konusu: Suçun konusu artık 'taşınır mal' değil, 'abonelik esasına göre sunulan bir hizmet/fayda'dır. 2) Suçun Maddi Unsuru: Fiil, 'almak' değil, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyerek 'tüketmek/yararlanmak'tır. 3) Özel Pişmanlık Hükümleri: Bu suç için TCK m. 168/5'te, zararın soruşturma aşamasında ödenmesi halinde kamu davası açılmamasını öngören çok özel ve lehe bir etkin pişmanlık hükmü getirilmiştir. Bu, hırsızlık suçundaki genel etkin pişmanlık hükmünden (TCK m. 168/1-2) daha avantajlıdır. Bu düzenlemeyle kanun koyucu, bu tür fiillerin cezalandırılmasından çok, kamunun veya kurumun alacağının tahsil edilmesini önceliklendiren bir politika izlemiştir.