5188 sayılı Kanun'a tabi bir özel güvenlik görevlisinin, görev alanı içerisinde, bir kişinin kimliğini 'sorma' yetkisi olmamasına rağmen, kişinin şüpheli davranışları üzerine onu durdurması ve kimliğini ibraz etmesini istemesi, ardından kişinin rızasıyla kimliğini göstermesi ve görevlinin bu bilgiyi kaydetmesi eylemlerini hukuki açıdan ayırarak tahlil ediniz. Hangi eylem hukuka uygun, hangisi değildir?
Bu eylemleri hukuki olarak ayırmak gerekir: 1) Durdurma: Özel güvenlik görevlisinin, görev alanı içinde güvenlik açısından şüpheli gördüğü bir kişiyi 'durdurması', görevinin doğal bir parçası olan önleyici bir tedbir olarak kabul edilebilir. Bu eylem, tek başına hukuka aykırı değildir. 2) Kimlik Sorma: 5188 sayılı Kanun'da sayılan istisnai yerler dışında (olayımızda olmadığı varsayılıyor), özel güvenlik görevlisinin 'kimlik sorma' yetkisi yoktur. Bu istem, yasal bir dayanağa sahip değildir. 3) Kişinin Rızasıyla Kimliğini Göstermesi: Kişi, hukuki bir zorunluluk olmamasına rağmen, özgür iradesiyle kimliğini ibraz ederse, bu eylemde bir hukuka aykırılık kalmaz. Rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldırır. 4) Bilginin Kaydedilmesi: Görevlinin, gösterilen kimlikteki bilgileri (kişisel verileri) bir yere kaydetmesi, ayrı bir hukuki eylemdir. Bu eylemin hukuka uygunluğu, kişinin kaydetmeye de ayrıca ve açıkça rıza gösterip göstermediğine (KVKK m. 5) bağlıdır. Sadece kimliği göstermeye rıza göstermek, bilgilerin kaydedilmesine de rıza gösterildiği anlamına gelmez. Eğer kaydetme için ayrıca bir açık rıza yoksa, bu eylem TCK m. 135 (Kişisel Verilerin Kaydedilmesi) kapsamında suç oluşturabilir ve TCK m. 137 uyarınca nitelikli halden cezalandırılabilir. Özetle; durdurma meşru olabilir, kimlik sorma yetkisi yoktur, kişinin rızasıyla göstermesi hukuka aykırılığı giderir, ancak kaydetme eylemi için ayrıca bir rıza gerekir.