Bir sanığın, TCK m. 157'deki basit dolandırıcılık suçundan yargılanırken, eyleminin aslında TCK m. 158/1-h (tacir sıfatıyla nitelikli dolandırıcılık) kapsamına girdiği duruşma sırasında anlaşılırsa, mahkemenin yapması gereken usulü işlem nedir? Bu durum, CMK m. 226 (Ek Savunma) ve görevli mahkeme (asliye ceza/ağır ceza) açısından nasıl sonuçlar doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96795

Bu durumda mahkemenin yapması gereken usulü işlemler şunlardır: 1) Görevsizlik Kararı Vermek: TCK m. 157'deki basit dolandırıcılık suçunun yargılaması Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevine girerken, TCK m. 158'deki nitelikli dolandırıcılık suçları Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevine girmektedir. Fiilin niteliğinin değişmesiyle birlikte mahkeme görevsiz hale gelir. Bu nedenle, öncelikle CMK m. 4 ve m. 5 uyarınca 'görevsizlik kararı' vererek dosyayı görevli ve yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermesi gerekir. 2) Ek Savunma Hakkı (Ağır Ceza Mahkemesi aşamasında): Dosya Ağır Ceza Mahkemesi'ne geldikten sonra, bu mahkeme sanığa CMK m. 226 uyarınca 'ek savunma hakkı' tanımak zorundadır. Çünkü sanığa yüklenen suçun hukuki niteliği (vasfı) ve cezasının miktarı aleyhine değişmiştir. Sanık, basit dolandırıcılık suçlamasına göre savunma yapmışken, şimdi daha ağır bir suç olan nitelikli dolandırıcılıkla itham edilmektedir. Bu yeni ve daha ağır suçlamaya karşı savunma yapma imkanı tanınmadan yargılamaya devam edilip mahkumiyet hükmü kurulması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve mutlak bir bozma sebebidir. Asliye Ceza Mahkemesi, görevsizlik kararı vermeden önce ek savunma alıp yargılamaya devam edemez, çünkü görevli olmadığı bir suçtan yargılama yapamaz.