5580 sayılı Kanun'un 9. maddesi, özel okul öğretmenlerini ceza hukuku bakımından 'kamu görevlisi' saymaktadır. Bu 'fonksiyonel kamu görevliliği' statüsü, öğretmenin işlediği suçun 'göreviyle bağlantılı' olmasını gerektirir. Bir özel okul öğretmeninin, okul dışında, bir veli ile arasındaki tamamen şahsi bir alacak-verecek meselesi nedeniyle sahte bir senet düzenlemesi halinde, bu eylem 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m. 204/2) mi, yoksa 'özel belgede sahtecilik' (TCK m. 207) mi sayılır?
Bu eylem, 'özel belgede sahtecilik' (TCK m. 207) sayılır. 5580 sayılı Kanun'un 9. maddesindeki 'kamu görevlisi gibi cezalandırılma' kuralının uygulanabilmesi için, işlenen suçun 'görevleriyle bağlantılı olarak' veya 'görevleri nedeniyle' işlenmesi şarttır. Bu, suçun, öğretmenin eğitim-öğretim faaliyeti, öğrenci işleri, not verme, disiplin gibi görevlerinin ifası sırasında veya bu görevinden kaynaklanan bir durum vesilesiyle işlenmesi gerektiği anlamına gelir. Sorudaki olayda, öğretmenin veli ile arasındaki ilişki, öğretmen-veli ilişkisinden değil, tamamen şahsi bir borç ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Sahte senedin düzenlenmesi, öğretmenin göreviyle herhangi bir fonksiyonel bağa sahip değildir. Bu nedenle, öğretmen bu eylemi işlerken 'kamu görevlisi' sıfatıyla değil, sıradan bir vatandaş olarak hareket etmektedir. Dolayısıyla, eylemi TCK m. 204/2'deki nitelikli hal olan 'kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği' (senet resmi belge sayılsa bile failin sıfatı uymuyor) kapsamında değil, TCK m. 207'deki 'özel belgede sahtecilik' (eğer senet unsurları itibarıyla özel belge niteliğindeyse) veya TCK m. 204/1'deki 'resmi belgede sahteciliğin temel şekli' kapsamında değerlendirilir. Failin sadece öğretmen olması, her eylemini nitelikli hale getirmez; suç ile görev arasında bir bağ kurulması zorunludur.