5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen 'tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında... dolandırıcılık' suçu ile aynı fıkranın devamında yer alan '...kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında... dolandırıcılık' suçu arasındaki temel benzerlik ve farklılıklar nelerdir? Her iki suç tipi için de 'faaliyet kapsamında' olma unsurunun önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #96782

Bu iki suç tipi arasındaki temel benzerlik, her ikisinin de belirli bir sıfata (tacir/şirket yöneticisi veya kooperatif yöneticisi) ve bu sıfatla yürütülen faaliyete bağlı olarak işlenen bir güveni kötüye kullanma temelli nitelikli dolandırıcılık hali olmasıdır. Her iki durumda da kanun koyucu, ticari hayatın veya kooperatifçilik faaliyetlerinin gerektirdiği özel güven ilişkisini kötüye kullanan failler için daha ağır bir ceza öngörmüştür. Temel farklılık ise suçun işlendiği hukuki ve ekonomik çevredir. Birincisi, Türk Ticaret Kanunu rejimine tabi ticari işletmeler ve şirketlerdeki faaliyetleri kapsarken; ikincisi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na tabi, ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve amaçlarla kurulan kooperatiflerin faaliyetlerini kapsar. Her iki suç tipi için de 'faaliyet kapsamında' veya 'faaliyet sırasında' olma unsuru, suçun kurucu unsurudur. Bu, işlenen dolandırıcılık eyleminin, failin sıfatıyla ilgisiz, şahsi bir eylem olmaması gerektiğini ifade eder. Eylem, şirketin veya kooperatifin ticari, mali veya idari faaliyetlerinin bir parçası olarak veya bu faaliyetler vesilesiyle işlenmelidir. Örneğin, bir kooperatif yöneticisinin, kooperatif üyelerinden konut yapma vaadiyle para toplayıp ortadan kaybolması 'kooperatifin faaliyeti kapsamında' işlenmiş bir suçtur. Ancak aynı yöneticinin, şahsi arabasını satarken bir başkasını dolandırması bu kapsama girmez. Bu unsur, suçun nitelikli halinin uygulama alanını, failin sıfatıyla doğrudan bağlantılı eylemlerle sınırlar.